KökTürük Adı Hakkında

Tarihte Göktürkler (asıl söylenişiyle Kök Türük) [yükseliş dönemi 551-572, zayıflama dönemi 572-680, tekrar yükseliş dönemi 680-734, yıkılış dönemi 734-745] olarak bildiğimiz atalarımız yazıtlarda kendilerine hep Türk démişlerdir. 840 yılından öŋce yazılmış ya da dikilmiş ve bugüne kadar keşfédilmiş yüze yakın anıtıŋ içinde sadece bir kez Kök Türük kelimesine rastladım. O da Köl Tigin yazıtı doğu yüzü, 3üncü satırdadır. Bilge Kagan, 47 yaşında (27 Şubat 731'de) kaybéttiği kardeşi Köl Tigin (ağabeyi Bilge Kagan'dan bir yaş küçüktür) aŋısına diktirdiği yazıtıŋ doğu yüzüne, ataları Bumın Kagan ve İstemi Kagan'ıŋ devleti nasıl kurup Türkleri düzene soktuğunu aŋlatmayla başlar. Dört bir yanla savaşarak doğuda Kadırkan ormanından, batıda Temir Kapı'ya kadar sahipsiz ve teşkilatsız olan Kök Türükleri tanzim éttiğini aŋlatırken "Ekin ara idi oksız Kök Türük ança olurur ermiş" (İkisiniŋ arasında sahipsiz ve teşkilatsız Kök Türük'ler öylece otururlarmış) cümlesini kullanmıştır. Burada kendi milleti için Kök Türük kullandıktan soŋra aynı milleti için Türk kelimesi kullanmaya devam étmiştir. Bunuŋ haricinde okuduğum anıtlarıŋ hiçbirinde Kök Türük kelimesine rastlamadım.
Bilge Kagan, Köl Tigin aŋıtınıŋ içeriğini Köl Tigin'iŋ vefatından soŋra yazmış ve Köl Tigin'iŋ yéğeni Yollıg Tigin'e taşa kazdırarak Köl Tigin aŋıtını 1 Ağustos 732'de diktirmiştir. Soŋra Bilge Kagan kendi aŋıtınıŋ içeriğini yazmış; kendisiniŋ 51 yaşındayken (25 Kasım 734'te) zehirlenmesinden soŋra Yollıg Tigin, yazısını yine taşa kazımış, Bilge Kagan aŋıtı haline getirmiş ve 22 Haziran 735'de dikmiştir. Tonyukuk aŋıtı ise bu aŋıtlardan öŋce 725 yılında dikilmiştir. Bilge Kagan'ıŋ kayınpederi olan Tonyukuk 60 yaşlarında (Bilge Kagan'ıŋ saltanatınıŋ başlangıcına denk gelir) kendi aŋıtınıŋ dikileceği Yukarı Tola vadisinde inzivaya çekilerek hatıralarını yazmıştır. 725 yılında vefatından öŋce bu hatıralar daha soŋra taşa kazınarak abideye dönüştürülmüştür.
Uygurlar 745'de Göktürkleri yıktıktan soŋra 840'lara kadar Göktürk abecesini kullanmağa devam étmişlerdir. Uygurlar daha soŋra Soğdlarıŋ abecesini kullanmağa başlamışlardır. Bu abece de bugünkü geleneksel Moŋğol yazısınıŋ ilk hâlini teşkil étmektedir.
Tuğrul Çavdar

27 Ağustos 2016 Cumartesi

Türkleriŋ Anadolu'da İlk Adımları

Türkler Anadolu'ya sanıldığınıŋ aksine ilk kez M.S. 1071'de değil, M.S. 395'de gelmiştir. Anadolu’da ilk Türk izlerine özellikle Doğu Anadolu’da rastlamak mümkündür. Günümüze ulaşan Doğu Anadolu'da bulunan eşyalar, mezar kalıntılarında Hunlarıŋ kullandığı tamgalar görülmektedir ki bu tamgalar Orhun runik yazımızıŋ daha öŋceki formudur. Attila M.S. 440'ta bu abacayı bugünkü Macaristan'a taşırken, Basık ve Kursık Başbuğlar M.S. 395'de abacayı Anadolu'ya taşımıştır. Attila'nıŋ bugünkü Macaristan coğrafyasına taşıdığı bu abaca 1850'lere kadar Macaristan'da kullanılmıştır (Bakıŋız: http://kok-turk.blogspot.com/2015/02/szekely-rovas-futhark-abacalarn.html). Macaristan'a taşınan bu abacanıŋ tamgaları evrimleşirken, Orta Asya'da kullanılmaya devam éden ve 850'lere kadar kullanılan Göktürk abacasınıŋ tamgalarından kısmen farklılaşsa da, Göktürkçe gibi sağdan sola yazılmaya devam étmiştir. Yani Attila'nıŋ Avrupa'ya taşıdığı abacanıŋ kökeni, Basık ve Kursık Başbuğlarıŋ Anadolu'ya taşıdığı abacanıŋ kökeni ve Orhun abacasınıŋ kökeni aynı ve atalarımız olan İskitler'den gelmektedir.

Aşağıda Türkleriŋ Anadolu seferleriniŋ bir kronolojisini bulacaksıŋız:

M. S. 395 - Anadolu’ya ilk olarak giren Türkler Batı Hunları’dır. Bunlar Türkistan’dan göç édip batıya doğru ilerleyerek, hareketli ve çevik askerleri sayesinde Karadeŋiz’iŋ kuzeyindeki Alan, Ostrogot ve Vizigotları kolaylıkla yenerek dağılmalarını sağlayıp, Avrupa Hun Devleti’ni kurdular. Avrupa Hunları, Tuna nehrini geçerek Batı Roma ve Bizans topraklarını ele geçirmeye başladılar (378). Avrupa Hunları, Roma İmparatoru I. Theodosios’un ölümünden soŋra seferlerini daha da hızlandırarak Balkanlar üzerinden Trakya’ya yürüdüler. Avrupa Hunlarınıŋ doğu bölümü ise Kafkas dağlarını aşarak Anadolu’yu istilâya başladılar (395). Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya yapılan seferleri Batı Hunlarının doğu kuvvet kumandanları Kursık ve Basık adındaki iki başbuğ yönlendiriyordu (398). Romalıları olduğu kadar Sâsânî İmparatorluğunu da telaşa düşüren bu akında Avrupa Hun süvarileri, Erzurum üzerinden Karasu ve Fırat havzalarını geçerek Melitene'ye (Malatya) ulaştılar. Kilikkia'yı da (Çukurova) istilâ eden bu askeri birlikler, Edessa (Urfa) ve Antakya kalelerini kuşattılarsa da almayı başaramadılar. Buradan Suriye'ye inerek sahildeki Sayda ve Tyros'u (Sur) şehirlerine baskın yaparak bölge halkına oldukça korkulu günler yaşattılar. Oradan da Kudüs'e yöneldiler. Çok süratli cereyan éden bu akınlarıŋ neticesinde Suriye taraflarında fazla kalmayan Avrupa Hunları soŋbahara doğru, kuzeye çark ederek Orta Anadolu'ya, Kappadokia-Galatia (Kayseri-Ankara ve havalisi)'ya ulaştılar ve oradan Azerbaycan-Bakü yolu ile kuzeye, merkezlerine döndüler. Bu akın, Türkler'iŋ Anadolu'da, tarihî kayıtlarda sabit ilk görünüşleridir. 398'de daha küçük çapta tekrarlanan bu akınlar karşısında Doğu Roma'nıŋ genç imparatoru Arkadios hiçbir ciddi tedbir alamamıştır. Ne var ki Hunlarıŋ Anadolu’da yérleşmeye dönük bir teşebbüsleri olmadı. Edassa (Urfa) Piskoposu Efraim, Avrupa Hunları’nıŋ Anadolu seferlerini “Onlar Ye’cüc ve Me’cüc süvarileridir. Atları ile fırtına gibi uçarlar. Onlara hiç kimse karşı koyamaz” diye özetlemiştir (Kafesoğlu, 1976, s. 700 -701; Aynı mlf. 1977, s. 53; Sevim, 2000,s. 33 - 34; Kafalı, 2002, s. 177; Yıldız, 2000, s. 71 - 75).

M. S. 516 - Avrupa Hunları’ndan soŋra Türkleriŋ Anadolu’ya ikinci gelişi Sabar/Sibirler tarafından olmuştu (Sevim, 2000, s. 34; Aşan, 1989, s. 25 - 26). Taŋrı Dağları’nıŋ batı bölgeleri ile İli, İdil, Don ve Kuban ırmakları arasındaki bölgede Hunlara tabi olarak yaşayan Sabar Türkleri, 508 yılında sınırlarını Doğu Avrupa’ya kadar géŋişleterek bağımsız devletlerini kurdular. Sâsânîler ile birlik olup Bizans’a saldırarak (Başvat, 1941, s. 58 - 60; Sevim, 2000, s. 34) Kafkaslarıŋ güneyine kadar olan toprakları istilâ ettiler. Daha sonra Azerbaycan yoluyla Anadolu’ya girerek Doğu ve Orta Anadolu’yu istila edip çok sayıda ganimet ele geçirdiler (516). Kayseri, Konya ve Ankara’ya kadar ilerleyen Sabarlar, tekrar aynı yollardan yurtlarına çekildiler (Sevim, 2000, s. 14 - 15; Kafalı, 2002, s. 177).

M. S. 530 - Türkler, yalnız Kafkaslar üzerinden değil Balkanlardan da Anadolu’ya gelmişlerdi. 530 yılında Bizans tarafından bozguna uğratılan Bulgar Türkleriniŋ bir bölümü, Anadolu’ya geçirilerek Trabzon havalisi ile Çoruh ve Yukarı Fırat bölgelerinde iskân ettirilmişlerdi. Bizans imparatoru II. Justinyen ve Heraklius, Farslılar ile savaşmaları için Avar Türklerinden bir kısmını Balkanlardan Anadolu’ya getirerek doğuda İran sınırlarına yerleştirmişlerdi.

M. S. 683 - Bizans İmparatorluğu’na karşı sürekli akınlar yapan Hazar Türkleri, (683-686) tarihleri arasında Kafkasları aşıp Anadolu’ya girerek bölgede ki Arap emirliklerini yıktılar (Güzel ve Seferoğlu, 1986, s. 38).

M. S. 755 - Bizans İmparatoru V. Konstantinos, Bulgar Türkleri’niŋ bir kısmını Araplarla savaşmaları için Balkanlardan Anadolu’ya getirip Tohma ve Ceyhan havzalarında iskân ettirmişti (M. H. Yınanç, 2009,s. 21; Güzel ve Seferoğlu, 1986, s. 36). Bulgar Türkleriniŋ dışında Avar, Peçenek, Uz, Kuman-Kıpçak Türkleri de Bizans ordusunda önemli hizmetlerde bulunmuşlardı. Bunlar Bizans tarafından Fars, Arap ve Ermenilere karşı topraklarını korumak üzere Balkanlardan Anadolu’ya geçirilip değişik yérlere iskân ettirilen Hıristiyan Türkleridir. Bunlar Oğuz Türklerinden evvel Anadolu’ya gelmiş buralarını yurt edinmişlerdi (Güzel ve Seferoğlu, 1986, s. 36). Bu Türklerden Kuman-Kıpçaklarıŋ Anadolu’ya gelişleri iki yoldan olmuştur. Gürcistan üzerinden Doğu Anadolu ve Doğu Karadeŋiz’e yérleşenler ile Bizans tarafından sınırları korumak üzere Balkanlardan getirilenler. Değişik nedenlerden dolayı Anadolu’ya gelen Türkleriŋ çoğunluğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da iskân ettirilmişlerdi (Güzel ve Seferoğlu, 1986, s. 37).

Anadolu topraklarınıŋ Selçuklu hücumlarına maruz kaldığı tarihlerde de Balkanlardan Anadolu’ya Hıristiyan Türkleriŋ gelişi devam étmiştir. Türkistan’dan Karadeŋiz’in kuzeyine göçen Peçenekler Tuna’nıŋ kuzey sahillerine geldi (Kurat, 1937, s. 537 - 538; Turan, 1969, s. 242 - 244). Balkanlardaki Türk kavimleri arasında sorunlar başlayınca Peçenekleriŋ bir kısmı Bizans topraklarına göç étti (1048 - 1049). Tuna boylarındaki uçlara yérleştirilen Peçenekler zamanla Hıristiyan oldular. Bu Peçeneklerden onbeş biŋ kişilik bir kuvvet, Bizans tarafından Selçukluya karşı kullanılmak üzere Anadolu’ya sevkédildi. Fakat bunlar Üsküdar üzerinden geri dönerek Balkanlardaki ırkdaşları ile birlik olup Bizans’a saldırdılar. Hüseyin Hüsameddin “Amasya Tarihi” adlı eserinde bu konuya şöyle temas etmektedir: “Rumlar ve Ermeniler Anadolu’da ikâmet eden Peçenek ve Kumanları siyâsi nüfuzları sayesinde Hıristiyan yapmışlardır. Sonradan Hıristiyan olan bu Peçenek ve Kumanlardan Ortadoks olanlar Rumluğa, Gregoryen olanlarda Ermeniliğe temsil édilmiş oldukları münasebetle, Müslüman Türkleriŋ Anadolu’ya gelişlerinde bunlardan bazıları Müslüman olarak Türklere diğerleri de Ermeni ve Rumlara karışmıştır” (Hüsameddin, 1929 - 1932, s. 160).

Yararlanılan Kaynaklar:
http://www.e-tarih.org/sayfa.php?sfid=8
Abdullah Kaya, "Başlangıcından 1071’e Kadar Türklerin Anadolu’ya Akınları Hakkında bir Değerlendirme", Ekev Akademi Dergisi Yıl: 18 Sayı: 59, Sayfa: 211.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder