21 Ağustos 2015 Cuma

Köktürükçe Kartvizit

Kartvizitim aslında katlanmış hâlde 12 ayrı dildedir (Türkçe, KökTürükçe, Osmanlıca, Arabça, Farsça, Çince, Japonca, Korece, Tayca, İngilizce, İbranice, Moŋgolca). Aşağıda KökTürükçe ve Moŋgolca kısmını görüyorsuŋuz.
KökTürükçe font Wilhelm Radloff'uŋ 1892'de eserlerinde kullandığı hattır ve günümüz bilgisayar fontuna Levent Alyap'a ve Prof. Dr. Cengiz Alyılmaz dönüştürmüştür.

3 Ağustos 2015 Pazartesi

Taŋrı Bizimledir!

İnternette çoğu yerde "Taŋrı bizimledir" aŋlamında "Tengri biz menen" cümlesini görüyorum. Halbuki Göktürkçe doğru tercümesi "Tengri bizin birle" olmalıdır.

"Taŋrı démek günahtır" déyenlere:
İslâmı kabul édene dek Türkler inandıkları yaratıcıya "Teŋri" démişler ve bu ismi özel isim olarak kullanmıştır. İslâmı kabul éttikten soŋra "taŋrı" kelimesini cins isim olarak kullanmaya devam étmişlerdir (taŋrı misâfiri vs...).
Arabça'da "ilâh" = Türkçe'de "taŋrı" demektir. "rabb" ise İbranice'den ("rabi רב") Arabça'ya girmiş "efendi", "yüce" aŋlamına gelen bir kelimedir. "Yâ rabbî, yâ ilâhî" diye dua éderken  aslında "Ey Efendim, Ey Taŋrım" diyoruz ve bunu günah kabul étmezken Türkçe ifade étmeyi günah görmek saçmalığıŋ daniskasıdır!
İbranice'den Arabça'ya girmiş "rabb", Arabça "ilâh" ve "mevla", Türkçe "taŋrı" farklı üç dilde cins isimlerdir, Allah ise özel isimdir. Örnek cümleyle: "Allah tek taŋrıdır, tek ilâhdır; ondan başka taŋrı yoktur".
İslâm'da "taŋrı" kelimesi zaten Allah'ı işaret éder ve Allah kasd édilir (Tıpkı "ilâh", "rabb" ile Allah'ı kasd étmek gibi).
"E o zaman doğrudan Ey Allah'ım déseŋize niye "taŋrı" yı karıştırıyorsuŋuz?" déyen kişiye de "O zaman sen de "Yâ rabbî, yâ ilâhî, mevlam, hüda" déme, sadece "Ey Allah'ım" dé!" dériz!
Farsça kökenli "Hüda" kelimesi Kur'an'da geçmez ama Allah'ı işâret étmek için kullanıyoruz. "Mevla", "Rabb" ve "İlah", Allah'ıŋ 99 isminden değildir ama oŋları da duâ éderken kullanıyoruz. Biz Allah'a isim takma derdinde değiliz. Hâşâ böyle bir derdimiz de olamaz zaten. Bizim derdimiz, bazılarınıŋ Türkçe'ye uyguladığı çifte standardladır. Arabçasını (ya iİâhî, ya Rabbî, Mevlam neylerse güzel eyler), Farsçasını (Bütün varımı alsın da Hüdâ) kullanarak Allah'ı işâret étmeyi günah olarak görmezken, Türkçesini kullanmayı günah görmeleri bizi rahatsız étmektedir. "Mevla" da, "Hüdâ" da "İlâh" da bir sakınca görmezken niçin Türkçe dağarcığımızdaki bir kelimeyi (Taŋrı) kayb édelim?
Aşağıda Türkleriŋ İslâmı kabulünden soŋra kullandıkları bazı örnekleri göreceksiŋiz:
---
Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig'de "Teŋri 'azze ve celle ögdisin ayur" démiştir.
---
İlhanlı hükümdarı Ğazan Mahmud dönemine aid bir paranıŋ bir yüzünde Lâ ilâhe illallah Muhammeden Resulullah salli aleyhe. yazıyor. Öteki yüzünde Teŋriyin Küchündür. Ğazan Mahmud. Ğasanu Deledkegülügsen. yazıyor.
---
Pir-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî'niŋ dilinden:
Teŋri Teâlâ sözin, Resûlullah sünnetin, inanmağan ümmetin, ümmet demes Muhammed.
(Ahmed Yesevi, Divan-ı Hikmet, Yayına Hazırlayan: Dr. Hayati Bice; T.Diyanet Vakfı yayınları. 4. Baskı; 2005-Ankara)
---
Oğuzlarıŋ destanî hayatını aŋlatan önemli bir eser Dede Korkut Kitabı’dır. Bu eserde İslâm öŋcesi ve soŋrası Türk kültür hayatınıŋ yaŋsımaları birlikte görülmektedir:
Ağız açub öger olsam, Üstümüzde Teŋri görkli. (Ergin, s. 75)
Yücelerden yücesiŋ, Kimse bilmez nicesiŋ, Görklü Teŋri, Çok cahiller seni gökde arar, yérde ister, Sen hod mü’minleriŋ köŋlindesiŋ. (Ergin, s. 184)
(ERGİN, Muharrem, Dede Korkut Kitabı I, TDK yay. Ank 1981)
---
14. yüzyılda Anadolu’da yazılmış olan Âşık Paşa’nıŋ ünlü Ğarîbnâme adlı eserinden:
Yani kim gök Teŋrisin vurmağ-içün, Yanrı benven diyüben durmağıçün.
(Yani, gökleriŋ de sahibi olan Allah’ı, Taŋrı benim diyerek öldürmek istiyordu.)
(YAVUZ, Kemal, Âşık Paşa, Garib-nâme, TDK yay., Ank 2000, s.825)
---
Kanuni ve Yavuz dönemlerinde yaşamış olan Edirneli Nazmi'niŋ dilinden:
Kutluluğla geldiğince her uruc, Her Müselman şen olup dutar uruc. Ol ki gerçekten Müselman olmaya, Teŋri saklasun o her gün yer uruc.
(Kutlu Oruç geldiğinde, her Müslüman sevinir, oruç tutar. Gerçekten Müslüman değilse de, Tanrı korusun, o her gün orucunu yer.)
(Edirneli Nazmi, Türk-i Basit isimli eserinden)
---
Rylands, Kur’an tercümesinde de Tengri kelimesiniŋ ‘’ilâh’’ aŋlamında kullanıldığını, bu kullanılışıŋ daha soŋraki metinlerde de yaygınlaşarak devam éttiğini görürüz:
Ol Tengrı kök içinde idi erür, hem yer içinde idi erür.
(Gökteki ilâh da yerdeki ilâh da O’dur) (Zuhruf 43/84) (Ata 2004: 126)
Yér kök idisi tuta and ol rûzî râstanıŋ mengizlik kim sözleyür sizler.
(Göğün ve yerin rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir) (Zariyat 51/23) (Ata 2004:144)